Teknolojix Haber
BİLİM TeknolojiXHaber YAŞAM

Yeni Corona Virüsünü Tedavi Etmesi Neden Kadar Sürecek?

ABD’de 70 ila 150 milyon kişiye bulaşması beklenen yeni ölümcül corona virüsünün mevsimsel gripten 10 kat daha ölümcül olduğu belirtiliyor. Antibiyotiklerin virüslere etki etmediği bilinirken, virüslerle mücadelenin en iyi yolu enfeksiyonun yayılmasını azaltmak.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılan ve şu ana kadar 4.718 kişinin ölümüne neden olan yeni ölümcül Corona virüsü (SARS-CoV-2) ile mücadeleye ilişkin çabalar sürüyor. Virüsle mücadelede çok sayıda ilaç denenirken, virüsün bulaştığı insanların yüzde 20’si ciddi hastalıklarla boğuşuyor ve bunların yüzde 1’i ölebilir.

ABD Ulusal Allerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci’nin ABD Kongresi’ndeki tanıklığına göre, SARS-CoV-2 mevsimsel gribe göre 10 kat daha öldürücü. Yine ABD Kongresi’ne bilgi veren Doktor Brian Monahan, ABD’de zaman içerisinde 70 ila 150 milyon insana virüs bulaşacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Yeni virüs, alyuvarlarımızın 64’te 1’i

Doktorlar şu ana kadar SARS-CoV-2’yle mücadelede, hastalık belirtilerini kontrol altına almayı hedefleyen klasik tedavi yöntemlerini uygulayageldiler. Henüz, virüsle mücadelede işe yarayacak bir aşı ya da tedavi bulunabilmiş değil. Dahası, virüsler insanlığın karşılaştığı en büyük tehditlerden biri çünkü tüm modern aşılara ve tıp yöntemlerine rağmen, şimdiye kadar yalnızca çiçek hastalığına neden olan virüsü onlarca yıl süren aşılama faaliyeti sayesinde yok etmeyi başarabildik.

İyi haberse SARS-CoV-2 türü virüslerin insan vücuduna nasıl saldırdığına ilişkin bilim insanlarının elde ettiği bilgi gün geçtikçe artıyor. Bilim insanları, bu ölümcül virüslerin birçoğunu kontrol altında tutmayı ve yavaş da olsa tedavi bulmayı başarıyorlar. Her şeye rağmen, virüsler ilaç tedavisini kolaylıkla atlatabiliyor.

Virüsler, bakterilere nazaran çok daha küçük organizmalar olarak karşımıza çıkıyor. Hatta virüslere organizma demek bile şüpheyle karşılanabilir çünkü bazı bilim insanları virüsleri yaşayan bir organizma saymıyor. Tüm ekosistemi ya da mahsul hasadını yok etme becerisine sahip bu küçük organizmalar, okyanuslardan gökyüzüne kadar her yerde ve her zeminde bulunabiliyor. Yeni virüs SARS-CoV-2’nin boyutu sadece 120 nanometre. İnsan alyuvarının, yeni virüsün 64 katı olduğu düşünülürse boyut farkları daha kolay anlaşılabilir.Tüm bunların yanı sıra, bir insan hücresi 20 bin farklı tipte protein kullanırken SARS-CoV-2’nin kullandığı protein sayısı yalnızca 33.

Digital illustration of HIV Cell and Blood Cell

Antibiyotikler virüslere işlemez

Peki, antibiyotikler bakterilere karşı etkiliyken virüslere karşı neden etkili değil? Bunun nedeni, virüslerin kendi kendilerine çoğalmıyor oluşu. Bunun yerine virüsler hücreleri işgal edip ‘mekanizmasını’ ele geçirerek kendilerini kopyalıyor. Antibiyotikler bakterilerin moleküler mekanizmalarına etki edebilir ancak virüs tarafından ele geçirilmiş bir insan hücresine etki edemez. Bu nedenle hem virüsü öldürüp hem de hücreye zarar vermeyecek bir ilaç elde etmek bir hayli zor görünüyor.

Bütün bunların yanı sıra çok sayıda virüs türü var ve bunlar hızla mutasyona uğrayabiliyor. Bu da, bir virüs için geliştirilmiş bir aşının zaman içerisinde etkisini kaybetmesine neden olabiliyor.

Virüslerle mücadeleyi zorlaştıran bir başka meseleyse vücudumuzun virüslere verdiği tepki. Bağışıklık sistemimiz bir virüs tespit ettiği zaman antikor üretir. Antikorlar, virüse ya da virüsle enfekte olmuş bir hücreye bağlanan proteinler olarak bilinir. Bu proteinler virüsü ya da hücreyi yok edilmeleri için işaretler ya da yeni hücrelere bulaşmasını engeller. Sorun şu ki, bağışıklık sistemimiz virüse uygun bir savunma geliştirene kadar büyük zararlara yol açabilir ya da başka insanlara bulaşabilir. Bu savunma mekanizmaları hazır olduğundaysa ateşe ya da iltihaba yol açabilir. Dahası, bu belirtiler ortaya çıktığında, aslında virüs düşüşte ya da harekete geçmek için çok geç olabilir.

Antiviral ilaçlar ve aşılar

Günümüzde araştırmacılar virüslerle mücadele için iki ana strateji izliyor. Birincisi, virüsün yarattığı tahribatı yavaşlatmak; ikincisi, vücudun geliştirdiği önlemleri hızlandırıp güçlendirmek. Antiviral ilaçlar, ilk stratejinin en önemli unsurlarından biri. Antivirallerin çoğunluğu doğrudan virüsü hedef alıyor.

Örneğin Gilead Sciences tarafından geliştirilen ve Covid-19’a karşı mücadelede kullanılması beklenen “remdesivir” isimli antiviral ilacın SARS-CoV-2’nin kendi genetik materyalini (RNA) kopyalamasını engellemesi hedefleniyor. Remdesivir, RNA’nın bir bileşeni gibi görünüyor, ancak virüs tarafından alındığı zaman kopyalama sürecini durdurmaya yarıyor. Yani Remdesivir, insan hücrelerini değil, virüsleri kandırıyor. Antiviral ilaçlara bir diğer örnekse, HIV ile mücadelede kullanılan proteaz inhibitörü.

Tasarlanmış hayvanlar ya da virüsü daha önce kapmış insanlardan elde edilen antikorların da virüsle mücadelede nasıl işe yarayabileceğine ilişkin araştırmalar sürüyor. İnterferonlar da, Hepatit B gibi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor, ancak interferonların iltihap gibi yan etkileri olabiliyor. Çinli doktorlar, Covid-19’la mücadelede antiviral ilaçlarla birlikte interferonları da kullandıkları bir tedavi yöntemi uyguladılar. Bunun potansiyel bir tedavi olup olmayacağına ilişkin araştırmalar sürüyor.

Halk sağlığı önlemleri en etkili silah

Kortikosteroidler ve klorkin de, hastalık belirtilerini gideren ilaçlar arasında yer alıyor. Bu ilaçlar iltihabı önlüyor. Elbette diğer bir yöntemse, aşı. Buna rağmen, etkili bir tedavi bulunana kadar, hatta ondan sonra bile virüs tehlikesi sürebilir. Örneğin, gelişmiş aşılara, yeni tedavilere ve halk sağlığı tepkilerinin uzun geçmişine rağmen ABD’de her yıl 12 bin ila 60 bin kişi grip nedeniyle hayatını kaybediyor.

Virüsle mücadelenin en etkili yoluysa, onun yayılmasını azaltmak. Bunun da en etkili yolu, bir salgın sırasında alınacak halk sağlığı önlemleri. Karantina ve toplumsal uzaklaştırma önlemleri kamusal önlemler arasında yer alırken, en az 20 saniye boyunca ellerimizi sabunla yıkamamız da kişisel önlemler arasında yer alıyor.

Akut enfeksiyonlar için yeterli antiviral ilacın bulunmadığı belirtilirken, bir virüse karşı aşının geliştirilmesi sırasında o virüsün etkisinin azalabileceği ya da yeni bir virüs tehlikesinin gündeme gelebileceği belirtiliyor. HIV gibi virüsler ilaçlarla kontrol edilebilse de yok edilemiyor. Her nüfus bölmesinde, başka insanlara göre enfeksiyona daha eğilimli kişiler bulunabiliyor. Bu insanlara tedavi ya da aşı etki etmeyebilir; bu durumda bu insanların etrafındaki kişilerin kontrolünün daha düzgün yapılması gerekiyor.

Bütün bunların ötesinde, virüs salgınıyla mücadelede küresel çapta etkili ve basit önlemler gerekiyor. Su ve sabun, antiviral ilaçlardan çok daha etkili bir mücadele yöntemi olabilir

Related posts

Sinekkuşlarının aşk şarkılarını diğer türler duyamıyor!

Büşra Seyhan

İki Bakan’dan Ortak Açıklama! Okul tatili uzayacak mı?Okullar ne zaman açıklacak?

Meryem ACAR

Elektronik Sigaradan Ölümlerin Gizemi Çözüldü

Yasemin ACAR

Yorum Yap